Giresun Tarafsız Gazetesi

DOĞU TÜRKİSTAN ZULÜM ALTINDA!

DOĞU TÜRKİSTAN ZULÜM ALTINDA!
09 Aralık 2025 - 12:53
Spread the love

Doğu Türkistan Milli Meclis Başkanı Seyyit Tümtürk bir dizi açıklamalar yapmak için Giresun’a geldi.  Doğu Türkistan’daki Türklerin yalnız olmadıklarını tüm dünyaya ilan etmek Doğu Türkistan’da yaşanan zulümleri anlatmak ve kamuoyunu bilgilendirmek için burada olduklarını belirten Tümtürk açıklamasına ise şu şekilde devam etti;

‘’Öncelikle şu anda Doğu Türkistan’da yaşananlar için “21. yüzyılın soykırımı” diyebiliriz. Bu tabiri tam olarak Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı politikaları bir cümleyle özetleyen ifade olarak kullanıyorum. 1940’lı yıllarda Hitler’in yapmış olduğu soykırımın daha hukuksuz daha kanunsuz daha ahlaksızcası bugün Doğu Türkistan’daki Uygur Müslümanlarına uygulanmaktadır. Çünkü Hitler fırınlarda yaktı, kurşuna dizdi, katletti ama onların namuslarına, inançlarına dokunmamıştı. Doğu Türkistan’da ise ne namus ne inanç ne çoluk çocuk ne aile yapısı hiçbir mefhumumuz ve değerimiz maalesef garanti altında değil.

Çin, Doğu Türkistan’da hem iç hukuku hem uluslararası hukuku ihlal etmektedir. Bu hak ihlallerini kısaca özetleyecek olursak; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde belirtilen yaşama hakkı, aile kurma, çocuk sahibi olma, kendi dilinde eğitim, seyahat özgürlüğü, din ve vicdan hürriyeti gibi hakların tamamı Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’da yasak durumdadır. Doğu Türkistan’da bu derece acımasızca soykırım boyutunda hak ihlalleri uygulanırken maalesef Çin, yurt dışına gitmiş olan Doğu Türkistanlıların ailelerini rehin alıp onlara telefon açtırarak bir kısmının geri dönüşünü sağlamış, geri dönüşü sağlanan insanlar hava alanında tutuklanarak kamplara ve cezaevine atılmıştır. Bunların birçoğunun hayatından da endişe duyulmaktadır.

Kapalı kutu haline getirilen, dünya ile irtibatı kesilmiş, adeta izole edilmiş, açık hava hapishanesine dönüştürülmüş olan Doğu Türkistan’daki Çin’in insan hakları ihlalleri bazı kardeşlerimizin ölümü pahasına risk alarak dışarıya sızdırdığı ve bazı uluslararası haber ajanslarının edinmiş olduğu belgeler, fotoğraflar ya da bilgiler sayesinde duyurulmaktadır.  Çin’in yok diyerek inkâr ettiği kamp ve cezaevlerinin uydu görüntüleri Fransa, Kazakistan, Kırgızistan ya da başka ülkelerin ikinci ülke vatandaşı olmuş ama aslen Doğu Türkistan kökenli kardeşlerimizin, ikinci vatandaş oldukları ülkelerin talebi ile Çin’in iadesinden sonra kamp ve cezaevindeki işkence, tecavüz, soykırım boyutundaki bu hak ihlallerini dünya basını ile paylaşmış olmaları sonucunda ortaya çıkan bilgilerdir. Yine BM’nin 2020’li yılların başı itibari ile Çin’in bir milyondan fazla Uygur türkünü uluslararası hukuku ihlal ederek kamp ve cezaevine attığı bilgisi raporlara geçmiştir. Yukarıda saydığım bilgi ve bulgular tabi ki Çin’in artık inkâr edemez hale geldiği Doğu Türkistan soykırımını bütün dünyanın da tanımasına vesile oldu.

Bu konuda niyetlerini bilemeyiz ama Batı’nın bu konudaki hassasiyet ve duyarlılığı Türk İslam dünyasından daha yüksek. Maalesef İslam dünyasında beklediğimiz ilgi ve alakayı göremiyoruz. Türk dünyası da hakeza öyle… Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Çin’e bağımlı hale gelmiş olması, Filistin-İsrail meselesinde Çin’in göstermelik ve riyakâr olarak Filistinlilerin yanında yer alıyor görüntüsü de İslam dünyasının gözünü boyamakta, Müslümanları aldatmaktadır.

Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin asıl imha edilişlerinin sebebi Müslüman kimlikleri, etnik aidiyetleri yani Türk kökenli olmaları ve Çin için potansiyel bir tehdit olarak görülmeleridir. Çünkü tarihte Çin, Türklerle olan mücadelesinde büyük mağlubiyetler yaşamıştır. Bugün değişen konjonktürle birlikte Doğu Türkistan’ın zayıf olduğu, esaret ve işgal altında bulunduğu bir dönemde tarihi hezimet ve yenilgisinin adeta intikamını almak istercesine Doğu Türkistan’daki bu vahşeti uygulamaktadır.

Bugün Doğu Türkistan’da bizim tahminimiz 5 milyona yakın Doğu Türkistanlı kardeşimiz kamp ve cezaevinde Çinlilere göre fikri ıslahat ve ideolojik arındırmadan (!) geçirildiği söylense de biz biliyoruz ki bunların Müslüman ve Türk olması Çin için imha edilmeye değer bir tehdit olarak görülmesine sebep olmaktadır. Kamp ve cezaevindeki erkeklerimizin hanelerine Çinli erkekler gece yatılı olarak kardeş aile projesi ile yerleştirilmekte, cezaevinde kamptaki kardeşlerimizin işkence sonucu katledilenlerin organları Çinli siyasilerin, askerlerin, bürokratların, iş adamlarının organ ihtiyacının karşılanmasında kullanılmaktadır.

Çin yönetiminin, zihniyet sebebiyle dini afyon olarak gördüğü ve adeta İslam’a savaş ilan ettiği bir dönemi yaşamaktayız. Ama buna karşı maalesef İslam dünyasında bir sessizlik ve bir suskunluk görüyoruz. Hatta Çin’in Doğu Türkistan’daki soykırımı Batılı ülkeler tarafından BM ya da Avrupa Parlamentosu’nda gündeme getirildiğinde özellikle BM’deki İslam ülkelerinin ve Türk dünyasına ait ülkelerin Çin’i destekler mahiyetteki açıklamaları: “Çin, Doğu Türkistan’daki ya da Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki uygulamalarında haklıdır, teröre karşı mücadele ediyor” şeklinde olmaktadır. Bu söylemlerin bizi en az Çin’in soykırımı kadar rencide ettiği ve hayal kırıklığına uğrattığı da bir gerçektir.

Doğu Türkistan coğrafyası Türk milletinin ilk defa İslam’la şereflendiği bir coğrafyadır. Ve yine Doğu Türkistan’da Maturîdi mezhebinin kurucusu olan İmam Maturîdi’nin kabri bulunmaktadır. İmam Maturîdi de bir Uygur Türkü’dür. Böyle düşünülecek olursa Türk dünyası da İslam dünyası da Doğu Türkistan’la ilgili ciddi sorumluluk ve vebal altındadır. Bu sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir.

Dünyada hükümetler nezdinde en üst katılım ile temsil edilen BM’de Çin’e karşı yaptırım uygulaması ve tedbir alması gerekir. Maalesef BM, Çin’in veto engeline takılmakta ve Doğu Türkistan ile ilgili problemler gündeme geldiğinde Çin bunu veto ederek, görüşülmesine dahi müsaade etmemektedir. Avrupa Parlamentosu Çin’le olan menfaatinde maalesef çok caydırıcı tedbir alma cüretini gösterememektedir.

İslam İş Birliği Örgütü hükümetler nezdinde kurulan, BM’den sonra en büyük örgüttür. İslam İş Birliği Örgütünün Müslümanların hak ve hukukunu korumaya matuf kurulduğunu biliyoruz ama bırakın Doğu Türkistan’daki Müslümanların hak ve hukukunu korumayı Çin’e tek kelime dahi itiraz edememiş, karşı çıkamamış bu konuyu gündemine dahi alamamıştır. Bu İslam İş Birliği Örgütünün İslam’a ve Müslümanlara bırakın Doğu Türkistan’a hayrı kendine dahi hayrı yoktur. Gerçek manada bir uhuvvet ve ümmet şuuru olmadığından dolayı Çin’den menfaat güden, Çin’in kuklası haline gelmiş durumdadır.

Doğu Türkistan’daki bu hak ihlallerini duyurmak için ancak yapabildiğimiz şudur: Sosyal medyadan duyarlı Müslümanlar ve insanlar eliyle halk kitlelerine zulmü duyurmaktır. Bu bizim önceliğimizdir. Çünkü hükümetler nezdinde Çin’e karşı bu konuyu gündeme getirecek bir merkez göremiyoruz. Ama duyarlı insanlara bu sorumluluğu hatırlatmak belki de “iyiliği emretme ve kötülüğü engelleme” noktasında önemli bir vazifedir. Bir yerde bir haksızlık, zulüm varsa ona karşı eliyle, buna gücü yetmiyorsa diliyle, buna da gücü yetmiyorsa hiç değilse kalben buğzetmek ki o da imanın en düşük noktasıdır, diyor dinimiz. Biz bu inançla sosyal medyayı geniş ölçekte kullanarak, yapabilirsek konferanslar, paneller tertip ederek, yapabilirsek bulunduğumuz ülkelerde Çin’in temsilciliklerine, büyük elçilik ya da konsolosluklarına basın-medya kuruluşları eli ile de toplantılar düzenleyerek Doğu Türkistan’daki soykırımı anlatmamız gerekir. Siyasileri de bu konuda uyararak sorumluluklarını hatırlatmak da yapılabilecek önemli faaliyetlerden biridir.

Bugün yaşanan bu imtihan elbette sadece Doğu Türkistanlıların yaşadığı bir imtihan değil bütün insanlığın imtihanıdır. Çünkü Doğu Türkistan insanlık aleminin mazlum bir parçasıdır. Bütün İslam dünyasının imtihanıdır. Çünkü Doğu Türkistan İslam dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Türk dünyası akrabayız diyorsa, kardeşlik bağından bahsediyorsa Doğu Türkistan’la ilgili sorumluluğu vardır. Bu veçhiyle bakacak olursak herkesin Doğu Türkistan’da kendisine yönelik bir sorumluluğu bir görevi vardır.

Çin’in bu yayılmacı ve istilacı politikaları yarın bütün dünyayı kasıp kavurabilir. Doğu Türkistan bugün yayılmacı politikalarının önünde Çin’i engelleyen en doğal settir. Buranın desteklenmesi ve buranın varlığının muhafazası sadece Doğu Türkistan’ın mevcudiyetinin muhafazası için değil dünyanın geleceği için de garantisi konumundadır. O açıdan bizim beklentimiz Çin’in yayılmacı politikalarına karşı Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin, Batı’nın, Güneydoğu Asya’nın, Asya Pasifik’in bir an önce uyanarak Doğu Türkistan’a her anlamda destek vermesidir. İslam dünyası da ya İslam İş Birliği Örgütünün içini düzelterek vizyonuna uygun hale getirmesi ya da gerçek manada İslam’ı temsil edecek yeni bir organizasyonun varlığıyla Doğu Türkistan’daki sorumluluğunu yerine getirebilir. Türk dünyası Şanghay İş Birliği Örgütü adı altında atılan imzaların gereğini yerine getirerek bugün Doğu Türkistanlılara yönelik ihanet içerecek derecede tarihi hataları görmezden gelmekte, Çin’i adeta kendileri için kurtarıcı olarak görmektedir. İş işten geçmeden Türk dünyası da uyanmalı, Doğu Türkistan’daki sorumluluğunu hatırlamalı ve Çin’e karşı tedbirler almalıdır. Hepimiz el birliği ile sorumluluğumuzu yerine getirecek olursak hem Doğu Türkistan hem de insanlık kazanacaktır’’ dedi.